Doğumun ardından başlayan lohusalık döneminde kanama, enfeksiyon, yüksek tansiyon, damar tıkanıklığı ve ruhsal sorunlara işaret edebilecek belirtilerin yakından izlenmesi gerekiyor. Annenin dinlenmesi, dengeli beslenmesi ve doğum sonrası kontrollerini aksatmaması iyileşme sürecinin temelini oluşturuyor.
Lohusalık, doğumdan sonra annenin vücudunun gebelik öncesindeki düzene dönmeye çalıştığı fiziksel ve duygusal iyileşme dönemini ifade ediyor. Türkiye’de doğumdan sonraki ilk 42 günlük süreç lohusalık dönemi olarak kabul ediliyor ve annenin bu süre boyunca komplikasyonlara karşı takip edilmesi öneriliyor.
Rahmin küçülmesi, hormon düzeylerinin değişmesi, süt üretiminin başlaması ve doğum yaralarının iyileşmesi bu dönemde eş zamanlı olarak gerçekleşiyor. Normal doğum ve sezaryen sonrasındaki iyileşme farklı ilerleyebilse de her iki durumda da kanama, ağrı, ateş ve annenin ruhsal durumu yakından izlenmeli.
Doğum sonrası kanama nasıl olmalı?
Doğumdan sonra “loşi” adı verilen vajinal akıntı ve kanama görülmesi beklenen bir durum. İlk günlerde kırmızı ve adet kanamasına benzer görünümde olan akıntı, ilerleyen günlerde pembe-kahverengiye, daha sonra sarımsı veya açık renkli bir yapıya dönüşüyor.
Kanamanın miktarının zaman içerisinde azalması bekleniyor. Emzirme sırasında salgılanan hormonlar rahmin kasılmasına yol açtığı için kanama geçici olarak artabilir ve adet sancısına benzeyen kramplar hissedilebilir.
Ancak kanamanın giderek azalmak yerine aniden artması, kısa sürede pedi tamamen doldurması, büyük pıhtılar gelmesi, beraberinde çarpıntı, halsizlik, baş dönmesi veya bayılma hissi oluşması acil değerlendirme gerektiriyor.
Bu belirtiler görülürse zaman kaybedilmemeli
Lohusalık döneminde bazı şikâyetler ciddi bir sağlık sorununun ilk belirtisi olabilir. Aşağıdaki durumlarda sağlık kuruluşuna gecikmeden başvurulmalı:
- Ani başlayan veya çok yoğun vajinal kanama
- Büyük kan pıhtıları gelmesi
- Bayılma, ciddi halsizlik veya kalp atışında hızlanma
- 38 derece ve üzerinde ateş
- Kötü kokulu vajinal akıntı
- Şiddetlenen karın veya kasık ağrısı
- Geçmeyen ya da giderek artan baş ağrısı
- Bulanık görme, ışık çakması veya görme kaybı
- Göğüs ağrısı veya nefes darlığı
- Tek bacakta ağrı, kızarıklık, sıcaklık ya da şişlik
- Sezaryen veya dikiş bölgesinde açılma ve iltihaplı akıntı
- İdrar yapamama, şiddetli yanma veya idrar kaçırmada belirgin artış
- Kendine ya da bebeğe zarar verme düşüncesi
Şiddetli kanama, doğum sonrası enfeksiyonlar ve yüksek tansiyonla ilişkili komplikasyonlar anne sağlığını tehdit edebilen başlıca sorunlar arasında bulunuyor. Tek taraflı bacak ağrısı ve şişliği damar tıkanıklığını, göğüs ağrısıyla birlikte gelişen nefes darlığı ise akciğere pıhtı atmasını düşündürebiliyor.
Doğum sonrası tansiyon riski devam ediyor
Gebelikte tansiyonu normal olan kadınlarda bile doğumdan sonra yüksek tansiyon ve preeklampsi gelişebiliyor. Şiddetli ve geçmeyen baş ağrısı, görme değişiklikleri, nefes darlığı, yüzde veya ellerde ani şişme, bulantı ve üst karın ağrısı gibi belirtiler göz ardı edilmemeli.
Gebelik sırasında yüksek tansiyon veya preeklampsi yaşayan annelerin ilaçlarını doktor önerisi dışında bırakmaması ve doğum sonrası tansiyon kontrollerini sürdürmesi gerekiyor.
Normal doğum dikişleri nasıl korunmalı?
Normal doğum sırasında yırtık oluşmuş veya epizyotomi uygulanmışsa dikiş bölgesinin temiz ve kuru tutulması önem taşıyor. Bölge sade ılık suyla temizlenebilir ve sürtmeden, nazikçe kurulanabilir.
Hijyenik pedler düzenli aralıklarla değiştirilmeli; değiştirme öncesinde ve sonrasında eller yıkanmalı. Enfeksiyon riskini artırabileceği için lohusalık döneminde tampon ve adet kabı kullanılmaması öneriliyor.
Dikişlerde giderek artan ağrı, kötü koku, şişlik, kızarıklık, açılma veya iltihaplı akıntı görülürse sağlık uzmanına başvurulmalı.
Sezaryen yarasında nelere dikkat edilmeli?
Sezaryen büyük bir karın ameliyatı olduğu için iyileşme normal doğuma göre daha uzun sürebilir. Ameliyat bölgesi doktorun önerdiği şekilde temizlenmeli, kuru tutulmalı ve yara üzerine gelişigüzel krem, pudra veya bitkisel ürün sürülmemeli.
Yarada artan kızarıklık, sıcaklık, şişlik, kötü kokulu sıvı veya iltihap gelmesi, yaranın açılması ve şiddetlenen ağrı enfeksiyon belirtisi olabilir. Ateş, nefes darlığı veya tek taraflı bacak şişliği eşlik ediyorsa beklenmeden tıbbi yardım alınmalı.
Sezaryen sonrasında bebeğin ağırlığından daha ağır yüklerin kaldırılmaması, ani hareketlerden kaçınılması ve günlük faaliyetlere kademeli dönülmesi öneriliyor.
Hareket etmek neden önemli?
Doğumun ardından tamamen hareketsiz kalmak, özellikle sezaryen geçiren veya damar tıkanıklığı açısından risk taşıyan kadınlarda pıhtı oluşma riskini artırabilir. Doktorun izin verdiği zamandan itibaren ev içinde kısa yürüyüşlerle hareket etmeye başlamak dolaşımı ve bağırsak hareketlerini destekleyebilir.
Egzersize dönüş; doğum şekline, kanama durumuna, dikişlere ve olası komplikasyonlara göre kişiye özel planlanmalı. Hafif yürüyüşler ve pelvik taban egzersizleri aşamalı olarak başlanabilecek faaliyetler arasında yer alırken ağır egzersiz için doktor onayı beklenmeli.
Lohusalıkta beslenme nasıl olmalı?
Vücut doğum sonrası iyileşmeye ve süt üretimine enerji ayırdığı için öğünlerin protein, sebze, meyve, tam tahıl ve sağlıklı yağlar bakımından dengeli olması önem taşıyor. Özellikle emziren annelerin susamayı beklemeden yeterli sıvı tüketmesi gerekiyor.
Doğumdan hemen sonra hızlı kilo vermeyi amaçlayan düşük kalorili diyetler uygulanmamalı. Demir eksikliği, kansızlık, tiroit hastalığı veya gebelik şekeri öyküsü bulunan annelerin beslenme ve kontrol programı doktor tarafından düzenlenmeli.
Vitamin, mineral, bitkisel ürün veya süt artırdığı iddia edilen karışımlar sağlık uzmanına danışılmadan kullanılmamalı. Bitkisel olması bir ürünün anne ve bebek açısından güvenli olduğu anlamına gelmiyor.
Emzirirken ilaç kullanılabilir mi?
Emzirme döneminde birçok ilaç güvenli şekilde kullanılabilse de ilacın türü, dozu ve kullanım süresi önem taşıyor. Reçeteli veya reçetesiz ilaçlar, ağrı kesiciler, antibiyotikler ve bitkisel takviyeler kullanılmadan önce doktora ya da eczacıya emzirildiği mutlaka bildirilmeli.
Doktor tarafından verilen ilaçlar kendi kendine kesilmemeli. Tedavinin aniden bırakılması, anne sağlığı açısından ilacı kullanmaktan daha büyük bir risk oluşturabilir.
Meme ağrısı ve ateş göz ardı edilmemeli
Sütün gelmeye başladığı ilk günlerde memelerde dolgunluk ve hassasiyet yaşanabilir. Bebeğin memeye doğru yerleşmesi, sık emzirilmesi ve memenin etkili biçimde boşaltılması rahatlamaya yardımcı olabilir.
Memede belirgin kızarıklık, sıcaklık, sertlik ve şiddetli ağrıya ateş veya titreme eşlik ediyorsa meme iltihabı açısından değerlendirme yapılması gerekir. Meme ucunda geçmeyen çatlak, kanama veya yoğun ağrı varsa emzirme danışmanı ya da sağlık çalışanından destek alınmalı.
Lohusa hüznü ile doğum sonrası depresyon aynı değil
Doğumdan sonraki ilk günlerde hormon değişiklikleri, uykusuzluk ve yeni sorumluluklar nedeniyle ağlama, hassasiyet, kaygı ve duygu değişimleri görülebiliyor. “Lohusa hüznü” olarak adlandırılan bu durum çoğunlukla iki hafta içinde hafifliyor.
Üzüntü ve kaygının iki haftadan uzun sürmesi, giderek şiddetlenmesi, annenin günlük işlerini veya bebeğin bakımını yerine getirmesini zorlaştırması doğum sonrası depresyona işaret edebilir.
Sürekli umutsuzluk, suçluluk, yetersizlik hissi, bebeğe bağlanmakta zorlanma, dinlenme fırsatı olduğu halde uyuyamama ve yoğun kaygı durumunda profesyonel destek alınmalı. Kendine veya bebeğe zarar verme düşüncesi ise acil durum kabul edilmeli.
Aile desteği iyileşmenin bir parçası
Lohusa annenin yalnızca bebeğin bakımından sorumlu görülmesi fiziksel ve ruhsal yükü artırabiliyor. Eşin ve yakınların yemek, temizlik, alışveriş ve bebek bakımı gibi günlük sorumlulukları paylaşması annenin dinlenebilmesini sağlıyor.
Ziyaretlerin annenin ihtiyacına göre sınırlandırılması, hasta kişilerin bebeğe ve anneye yaklaşmaması, ziyaretçilerin el hijyenine dikkat etmesi gerekiyor. Annenin uyuduğu veya emzirdiği saatlerin korunması da önem taşıyor.
Doğumdan sonra yeniden gebelik mümkün
Adet kanaması henüz başlamamış olsa bile yumurtlama gerçekleşebilir. Emzirme gebelik ihtimalini azaltabilse de tek başına her zaman güvenilir bir doğum kontrol yöntemi değildir. Doğumdan yaklaşık üç hafta sonra yeniden gebelik oluşabileceği belirtiliyor.
Doğum kontrol yöntemi seçilirken emzirme durumu, pıhtı riski, kronik hastalıklar ve doğum şekli dikkate alınmalı. Uygun yöntem doğum öncesinde veya doğum sonrası kontrolde hekimle birlikte planlanabilir.
Cinsel yaşama dönüş için herkese uygulanabilecek tek bir tarih bulunmuyor. Kanamanın azalması, doğum yaralarının iyileşmesi ve annenin kendini fiziksel ve duygusal olarak hazır hissetmesi beklenmeli. Ağrılı cinsel ilişki devam ederse sağlık uzmanına başvurulmalı.
Doğum sonrası kontroller aksatılmamalı
Doğum sonrası bakım yalnızca hastaneden taburcu edilmekle sona ermiyor. Kontrollerde kanama ve yara iyileşmesi, tansiyon, ruh sağlığı, emzirme, idrar ve bağırsak sorunları, doğum kontrolü ve kronik hastalıklar birlikte değerlendiriliyor.
Genel doğum sonrası kontrolün çoğunlukla 6-8’inci haftalarda yapılması önerilse de riskli gebelik geçiren, sezaryen olan veya herhangi bir yakınması bulunan anneler daha erken ve daha sık takip edilebilir.
Lohusalık döneminde “geçer” düşüncesiyle belirtileri ertelemek yerine anne sağlığındaki değişiklikler sağlık çalışanlarıyla paylaşılmalı. Çünkü annenin fiziksel ve ruhsal yönden desteklenmesi, bebeğin sağlıklı gelişiminin de önemli bir parçasını oluşturuyor.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Tanı, ilaç kullanımı ve kişisel bakım planı için hekimin önerileri esas alınmalıdır.