Hayatınızın En Mahrem Alanı Hakkında Bilmeniz Gerekenler!

0
215

Hayatımızın en mahrem alanı cinsellik… Gizemle beslenen karmaşık ve çekici bir konu bu. Yıllar boyu hakkında yazılıp çizilen, sanata ve edebiyata konu olan, önyargı ve hurafelerden etkilenen, hayatımızın en temel olgularından biri… İşte tam da üzerinden atamadığı bu giz perdesinden dolayı hâlâ farklı yorumlarla besleniyor, farklı saptamalar yüzünden bulanıklaşıyor. Örneğin, erkeklerin cinsel ilişki sonrası uyumalarını bir tür ilgisizlik olarak yorumlayan ve buna fena halde alınan kadınlar bu durumun bilimsel bir açıklaması olduğundan bihaber. Yine çoğu kadın yumurtlama dönemlerinde çok çekici ve seksi olduklarını, bunun da bilimsel bir deneyle kanıtlandığını bilmiyorlar…

Uzun Süreli İlişki Cinsel Hazzı Artırıyor!

2007 yılında Perspectives on Sexual And Reproductive Health (Seksüel Sağlık) adlı dergide yayımlanan yetişkinlikte çiftlerin cinsel davranışlarıyla ilgili bir makale (Sexual Behaviors Of Opposite-Sex Couples Through Emerging Adulthood), çiftlerin birbirlerini tanıdıkça cinsellikten daha çok zevk aldıklarını ortaya koyuyor. 18 ile 26 yaş arası gençler üzerinde yapılan araştırma, yataktaki yabancının libidoyu artırdığı fantezisine de son veriyor. Araştırma, ilişkide duygular ve aşk yoğunlaştıkça, heyecan ve cinsel hazzın da arttığı fikri üzerinde yoğunlaşıyor. Makaleye göre uzmanlar, en az üç ay birliktelik yaşayan çiftlerin cinsellikte daha aktif rol aldıklarını, çekingenliklerini atıp, her türlü fanteziye açık olduklarını, kısacası tek gecelik ilişki yaşayan çiftlere göre çok daha verimli ve zevk dozu yüksek bir cinsellik yaşadıklarını vurguluyor.

Misyoner Pozisyondan Vazgeçmeyin!

Sekste farklı pozisyonları denemenin, klasik misyoner pozisyonuyla yetinmemenin hazzı artıracağı söylenir. Kişinin ruhsal oluşumuyla fiziksel yapısı arasındaki ilişkiyi araştıran uzmanlar, kadınlara çok sayıda porno film seyrettirmişler. Araştırmanın sonucunda kadınların beyinlerindeki bazı bölgelerin, özellikle klasik misyoner pozisyonuna tepki verirken, diğer pozisyonlara tepkisiz kaldığı ortaya çıkmış: 2003 yılında dergide yayımlanan ve cinsiyet farklılıklarının erotik film seçimindeki etkisini araştıran bir makale, klasik misyoner pozisyonunun hâlâ çok rağbet gördüğünü ve çiftleri çok heyecanlandırdığını gösteriyor. Siz siz olun akrobatik hareketler yaparak bir yerinizi incitmek yerine, muhafazakarlığınızı koruyun ve misyoner pozisyonunundan asla vazgeçmeyin.

Erkeğin İlişkiden Sonra Uyuması Tamamen Fizyolojik!

Karşılıklı paylaşım, cinsel haz ve aşkın yoğun olduğu tatmin edici bir ilişkiden sonra erkeğin her şeyi unutup sırtını dönmesi ve uykuya dalması çok sık görülen bir durum. Erkekler, bu davranışlarından dolayı kadınlar tarafından duygusuz, bencil ve anlayışsız gibi sıfatlara layık görülür. Gerçekten de o çok özel paylaşımdan sonra, erkeğin yorganı çekip uykuya dalması, cinselliğin ateşli sularında gezindikten sonra partnerinin kollarında romantik anlar geçirmek isteyen kadınları hayal kırıklığına uğratabilir. Oysa uzmanlar, erkeğin sevişirken kadından daha fazla enerji harcadığını, orgazmdan sonra tansiyon düşmesiyle endorfin salgılanmasındaki azalmanın erkeğe yorgunluk ve bıkkınlık hissettirdiğini vurguluyor. Uzmanlar, tamamen fizyolojik sebepler sonucunda görülen bu yorgunluk durumunun kısa sürede sona ereceğini belirtiyorlar. Bu noktada kadınlar, erkeklere zaman tanımalı ve bir süre bekledikten sonra her şeyin normale döneceğini unutmamalılar.

Pelvik Kaslarınızı Güçlendirin, Daha Sık Orgazm Olun!

Cinsel haz ve orgazm deyince vajina kasları üzerinde de durmak gerekiyor. Quebec Üniversitesi’nde Psikoloji Profesörü olan Gilles Trudel, ‘Cinsel Bozukluklar: Psikolojik, Biyolojik ve Kişilerarası Tedavi ve Değerlendirme’ adlı kitabında, vajina kaslarının cinsel hazda önemli rol oynadığını gösteren birçok araştırmaya değiniyor. Kitapta, PC (puboccoccygeus) olarak adlandırılan kas grubunun (İdrarı tutarken kullanılan kaslar) gücüyle orgazm olma oranı arasında kuvvetli bir bağ olduğuna yer veriliyor. Pelvik kaslarını güçlendirmek içinse, Güney Kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Arnold H. Kegel tarafından tanımlandığı için onun adıyla anılan Kegel egzersizlerini yapmak gerekiyor. Klozete oturduktan sonra idrarınızı yapmaya başlayın. Normal akım hızına ulaştığında pelvik kaslarınızı kullanarak idrarınızı aniden tutun ve tekrar bırakın. Bu yapması çok kolay olan egzersiz vajina ön duvarının ve idrar yollarını destekleyen kas grubunun güçlenmesini sağlıyor. Mesanenin boşaltıldıktan sonra da aynı şekilde kasılıp gevşetilmesi, bu kasları güçlendiriyor ve harika bir orgazmın kapılarını açıyor. Uzmanlar, bu egzersizi gün içinde 20-40 kez yapmak gerektiğini vurguluyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here