Erkeğin Aklını Başından Alan Kadınlar!

0
384

Geçmişi yüzyıllara dayanan kadın erkek ilişkilerinde merak edilen sorulardan biri de, ”karşımdakini kendime nasıl aşık ederim?” olmuş. Sonra da fark etmişler ki, ilgisiz davranmak, uzak durmak karşı cinste karşı konulmaz hisler doğuruyor. Kadın da o gün bugündür erkeği kendi yörüngesinde tutar olmuş.

Kaçan neden kovalanır
Aslında bu devirde hızlı tüketim söz konusu. Yani kaçıp kovalama seramonisi biraz daha eski zamanların ya da bugün hala eski tarzda yaşamak isteyenlerin felsefesi diyebiliriz. Ne kadar inkar edersek edelim aslında bu felsefenin temelinde ego tatmini yatıyor. Kaçan kadın güzelliğini, vazgeçilmezliğini önce kendine, sonra da çevresine kanıtlamak istiyor belki de.. ”Hey, bakın görün. Ben yeryüzündeki en güzel kadınım!”

Peki ya erkek neden kovalıyor? İşte burada da ”kimse bana hayır diyemez!” dürtümüz devreye giriyor. Çünkü reddedilmek en büyük korkumuz insan olarak. Bu süreçteki erkeğin en büyük hedefi de, o hayır cevabını evete döndürmek. Hadi itiraf edelim. Çoğu zaman da o hayır nihayetinde evet olmuştur.

Ya erkek kaçar kadın kovalarsa
Yaşadığımız ülkeyi baz alarak düşündüğümüzde kadınlar ilk adımı atmak istemiyorlar. Bu belki biraz da toplumun bize sunduklarından kaynaklanıyor. Bu durumda kadın her koşulda ilişkinin başında kaçan taraf oluyor. Ama daha sonra bu süreç tersine dönüyor.

Kadının bir ilişkiden öncelikli beklentisi, ilgi. İlk evrede erkek için ilgi sonsuz gösterilmesi gereken bir eylem. Ancak ilişki ilerledikçe, erkek beyni artık ”elde ettim” düşüncesine kapılıyor ve ilgi gösterme eylemini yapılması zorunlu olan şeyler listesinden çıkarıyor. İşte o anda kısır bir döngüye giren bu ilişkinin beklentileri kişiler arasında rol değiştriyor. Artık alıştığı ilgiyi kaybeden kadının kazanmak istediği bir savaş başlıyor. Bundan sonrası da derin bir iç çekiş hali. Bu sefer de erkek kaçmaya ve kadın kovalamaya başlıyor.

Aşk bir oyundan mı ibaret
Aslında aşk sadece bir değil birden fazla oyundan oluşuyor. Çünkü bu hayatın ta kendisi. Nasıl bizim duygularımız varsa, nefes almak yetmiyorsa, hayatın da ”ben burdayım” deme şekli vardır belki. Bunu her insan kendi iç dünyasına göre farklı algılasa da oyunun kuralları bizi eninde sonunda aynı yere götürüyor. Oyun bittiğinde iki şeyin dökülme ihtimali var dudaklardan: İlki ”mutlu son”, ikincisi ”mutlu sonsuz.” Biz çok geç anlasak da her şeyin gerçeğini bulduğumuzda mulu sonsuz kapıdadır ve bizi bulunduğumuz yere, kişiye göre değişen mutlu sonlar getirir.

Kaçan kovalanıyor. Yakalanmak isteyen yakalanıyor. İstemeyen kaçmaya devam ediyor. Belki de erkeğin de kaçmaya başladığı o evreye ulaştığımızda her şey rayına oturuyor. İlişkinin kaderi işte o noktada yazılıyor. Erkek de bu kaçıştan teslim olduğunda sonsuz bir mutluluk evresine geçiliyor, ki her ilişkinin de amacı bu.

Toplum nezdinde erkeklerin bağlanmaktan kaçtığını düşündüğümüzde kadınların misyonu erkeklerin kimyalarını bozmak olabilir. Peki bu durumda ilişkinin geleceği kimin ellerinde?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here